KoyuMod?

Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2

Tüm bölümler var Derhal Öldürün O Cadıyı!
A+ A-

Anna’nın bu sokakları bilebileceğini düşünerek sordum.
“Anna buralardaki sarayı biliyor musun?”
Aldığım cevap beklenmedikti.
“Hayalet abla saray ne?”
Ne cevap vermeliydim…? Büyük kocaman bir ev mi ?
İçimden kocaman ama sesiz bir çığlık atım.
“Anna, saray prens ve prenseslerin kaldığı kocaman süslü evlere denir.”
Anlatabileceğim en iyi şekilde anlatmaya çalıştım umarım anlar.
“Ah büyük evin nerde olduğunu biliyorum ama oraya gidemem!”
Neden diyecektim ki bir anda karşımda bir şövalye belirdi ve şöyle söyledi.
“Leydim biz de sizi arıyorduk, nerdeyse yemek saatiniz geldi üstelik prensimiz de sizi oldukça merak etti.”
Endişe etmişmiş! Sadece silahı kaçtı diye endişelenmiştir!
“Tamam, ama önce kız için birkaç kıyafet hazırla.”
“Tamam leydim arabanızı da çağırıyorum.”
Bunu söylerken de hiç hevesli değildi, sanki silah zoruyla yaptırılıyormuş gibiydi.
“Anna, şimdi o büyük süslü eve gideceğiz ama korkmak yok. Çünkü bundan sonra sen benim kardeşimsin, tamam mı?” dedim.
Önce şaşırdı ama sanırım saraya gitme fikri onu heyecanlandırmıştı.15 Dakika sonra saraya vardık.
Hizmetliler telaş içinde beni bir yana Anna’yı başka bir yana çekiştirdiler. Hazırlanmam yaklaşık 40 dakika sürdü. Dışarı çıktığımda Anna beni bekliyordu. Çok tatlı olmuştu.
Tıpkı küçük bir meleğe benziyordu, fakat garip bir şekilde ten rengi benimkiyle aynıydı büyük ihtimalle sadece tesadüftü o kadar.
“Abla nasıl olmuşum?”

 

 

Gözlerindeki o parıltı ve çocuksu heyecanı o kadar güzeldi ki anlatamam…
“Anna o kadar güzel olmuş ki abla Anna’yı melek sandı.”
Daha sonra kocaman bir gülümseme takındı ve kahkaha attı. Anna’nın elini tuttum ve yemek salonuna indik.
Prens pek şaşırmışa benzemiyordu, ama onun aksine ben oldukça şaşırmıştım. Çünkü tahmin etiğimden daha iyi bir yüzü vardı. Koyu mor saçlar, pembe ve lila karışımı gözler, uzun tüylü küpesi… Yalan olmasın baya iyi bir görünüyordu.
Kendine gel be! Nerdeyse ağzının suyu akacak!
Arkamı döndüğümde Anna’nın titrediğini fark ettim.
“Anna ne oldu? Neden korktun?”
Elbisemi sıkıca tuttu. Yavaşça boynuna doğru eğildim. Fısıldayarak konuştu.
“Bu abi çocukları öldürüyor veya ellerini kesiyor.”
Ben de fısıldayarak şöyle söyledim.
“Korkma abla o abiden bin kat daha güçlü!”
Bunu duyunca korkudan titreyen bedeni sakinleşti. Heyecanlı ve yüksek bir sesle şöyle cevap verdi
“Gerçekten mi!?”
Sonra sevimli bir şekilde iki elini ağzına götürdü. Karşılıklı tek parmağımızla sessizlik işareti yaptıktan sonra ikimizde hafifçe gülümsedik.
O an aklıma kardeşim geldi. Onu merak ediyordum. Acaba ben öldükten sonra ne yapmıştı?
“Leydim prens bekliyor “
2 dakika bekledi diye yaygara koparıyorlar oda insan beklesin azıcık.
Masaya doğru yürüdük Anna’nın elini hiç bırakmadım.
Prens hiç lafını sakınmadan sordu “ Kim bu çocuk ?”
Ya sana ne sen mi bakıyorsun? Sabır…
Tabi bunu söyleyemedim .
“Kardeşim olarak bakacağım prensim.”
Aklıma paramın bittiği geldi ama kitapta o sohbet hiç açılmadığı için nasıl açmalıydım bu konuyu?
“Aklıma gelmişken, Beatrice, senin aylık bütçen verilecek”
Prens seni sevmem ama beni can yerimden vurdun, paradan.
“Çok teşekkür ederim prensim.”
Bana baktı sonra yemeğine döndü ve şöyle dedi,
“Bu parayı neden verdiğimizi unutma.”
Vazgeçtim bana bütün parasını verse de ondan nefret edeceğim.
“Her zaman aklımda prensim her daim silahınız olarak kalacağım.” bana sinirli bir şekilde bakıyordu, kahkaha atamak istedim ama yaparsam kellem gidecekti ve hayatım şu an kahkaha atmamdan daha önemliydi.
Yemeği bitirdikten sonra izin isteyip kalktık.Eve gittikten sonra salonda kocaman bir sandık buldum içini açtım ve göz bebeklerim baya büyüdü.
İçinde sayamayacağım kadar altın vardı. Altını ısırmamak için kendimi zor tutum acaba harbiden gerçek miydiler? Ben bunu düşünürken Anna sordu,
“Abla bunların hepsi bizim mi?!”
Benim gibi o da gözlerine inanamamıştı.
“Evet Anna bunların hepsi bizim” şaşkınlık ve mutluluğun bir model yüzü olsaydı kesinlikle Anna olurdu.
Anna ve bana kıyafet almamız lazım bu kıyafetler acayip rahatsız ama bundan önce büyü çalışmam için güzel bir yer bulmam gerek.
Bir bakalım… Çalış beyin çalış neresi olabilir neresi olabilir? Buldum! Ana hikayede kadın kahramanın gittiği güzel bir yer vardı. Sahipsiz olduğu için pek tercih edilmiyordu .
“Anna abla bir yere gitse tek başına kalabilir misin?” evde tek kalması tehlikeli ama benim yanımdayken ters bir şey olursa o daha da tehlikeli.
“Abla nereye gideceksin? Anna da gelemez mi?”
Beatrice ’in güvenebileceği kimse yok mu?
“Anna ama orada sıkılabilirsin…” hiç tereddüt etmeden başını “evet” anlamında salladı.
“Hadi hazırlan o zaman.”

Devam edecek…

Etiketler: read novel Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2, novel Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2, read Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2 online, Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2 chapter, Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2 high quality, Derhal Öldürün O Cadıyı! Bölüm 2 light novel, ,

Yorum

Bölüm 2