Dark? Switch Mode

100 Yıllık Döngü – 003

All chapters are in 100 Yıllık Döngü (Novel)
A+ A-

 

Romanın sonunu görememenin pişmanlığını yaşıyordum. Bu benim şansımdı, görevimdi!

 

Ne yaparsam yapayım vücudum hep başa dönecek ama kendimi zihinsel olarak geliştirebileceğimden eminim. O zaman… güçlü olabilirim.

 

Aynı günün tekrarlanıp durduğu bir dünyada tek başına yaşamak ümidini yitirtiyordu. Dahlia’nın vücudu ağır alkolikti. Tekrar içmeye başlamadığı sürece elleri titriyordu. Şimdi içmeyi bıraksam bile, vücudu her gün aynı duruma geri dönecekti.

 

“Oh, bu berbat bir vücut. Bir işe yaramaz.”

 

Buradan çıktığımda yapacağım ilk şey içkiyi bırakmak ve bu titremeyi düzeltmek olacak. Kaichen gelene kadar akıl sağlığımı korumalıyım. Bir şeyler öğrenmek zihni odaklamanın ve dikkati dağıtmamanın en iyi yoludur. Nelerde iyi olduğumu öğrenmek için bir şeyler denemek hiç de fena olmaz.

 

***

 

Gözlerim bulanıklaştı. Ne kadar zaman geçti? Yeni ele geçirildiğim vakitlerin başlarında sahip olduğum azim azalmaya başladı. Bir şeyler öğrenmek gerçekten de zamanımı geçirmek için en iyi yol. Ama bir insan bunu yapmaya ne kadar devam edebilir?

 

10 yıl? 20 yıl? Etrafta yükü paylaşacak başka biri varsa daha kolay oluyor. Ama benim için ne kadar zamandır böyle?

 

Hava açıktı ve insanlar yanımdan gülümseyerek geçiyordu. Bir duvara gönülsüzce yaslandım ve akan dereye baktım. Nasıl da sürüklenip gitmek isterdim…

 

Ama bu, beni yine de öldürmezdi. Akıntı azdı ve su çok sığdı. İç çektim. Elimde çok fazla zaman ve becerilerimi, yeteneklerimi geliştirmek için kararlı bir isteğim vardı. Ancak fazla zaman insanı umutsuzluğa sürükleyebilir. Başa çıkılamayacak kadar bunaltıcıydı işte.

 

Hiçbir şey yerinden kıpırdamayacaksa, ‘Julius’u İmparator yaparak romanı tamamlamaya yardım edin’ gibi bir liste yapmanın ne faydası vardı ki? Acrab’dan çıkmayı denedim ve başaramadım, korkunç gün tekrarlanmaya ve beni çıldırtmaya devam etti.

 

Ellerim titremeye başladı. Tanıdık şarap şişesini elime aldım ve içkiyi yudum yudum içtim. Dünyadaki tüm zamanla birlikte korkunç derecede özgürdüm. Ölesiye sıkılmıştım ve yalnızdım.

 

Birinin gelip buna bir son vereceğini sanıyordum.

 

“Beni kurtarmaya ne zaman geliyorsun?” Bağırdım ve boş şişeyi dereye attım.

 

Az ötede çamaşır yıkayan kadın bana baktı ve sessizce söylendi. Umurumda değildi.
Acrab’ın gençleri başlarını sallayarak köprünün yanından geçtiler. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, onlar sadece elinde şarap şişesiyle dolaşan sarhoş bir kadın görüyorlardı.

 

Kontes olmanın ne anlamı var? Saygınlığım, itibarım ve hatta güvenim bile yok. Yüksek bir makama sahip olmanın ne anlamı var? Param bile yok. Sahip olduğum tek şey, neredeyse yıkılmak üzere olan o süslü, büyük konaktı.

 

“Neye bakıyorsunuz?” Etrafımda fısıldaşan insanlara bir sarhoş gibi bağırdım. Gözyaşlarım gözlerimi bulandırırken tökezledim. Kendimi toparladım ve ayağımı yere bastım.

 

Ne kadar oldu? Yüz yıl… Ben yaklaşık yüz yaşındaydım.

 

“Lanet olsun! Yüz yıl mı? Buna nasıl katlanmam gerekiyor? Siktir et onları! Ana karakterin canı cehenneme! Sözde büyücünün canı cehenneme!” İnsanların bakışlarını görmezden gelerek bağırdım. Eskiden hiç küfretmezdim. Ne zaman etsem, arkadaşlarım bunu yaptığım için beni hep azarlardı.

 

Ancak şu anda bana yaklaşıp küfretmemem için ısrar eden herkesi dövebilirim. Kimin umurunda? Benim hayatım bitti! Yere diz çöktüm ve ağladım. Bu dünyada hiçbir şey değişmemişti. Her şey aynı kalmıştı. Kahretsin! Lütfen… biri… Her şeyi yaparım… her şeyi! Çıkarın beni buradan!

 

Duaların bir önemi yoktu. Kimse duymuyordu. Gökyüzüne doğru içtenlikle dua ettiğimde bile, gözlerim sadece göz kamaştırıcı güneş ışığı tarafından yakıldı. Bunu her hafta yaptım ama benden başka kimse hatırlamadı bile.

 

Hayalet olmak daha iyi olurdu. Ama ne farkı vardı sanki? Gökyüzüne baktım. Bu ne zaman bitecek? Gökyüzü kararacak ve bu karanlık günler sona erecek mi? Bunca yıldır aynı olan hilal nihayet yeniden dolunay olacak mı? Ele geçirildiğim zaman orijinal romanı yok mu ettim? Neden kimse beni kurtarmaya gelmiyor? Bu bitmek bilmeyen sorular zihnimi doldurdu.

 

İç çektim ve başımı öne eğdim. Omuzlarım çökük ve sarhoş bir şekilde sendeleyerek ilerledim. Sendelememeye çalıştığımda bile bedenim eski haline dönüyordu ve sarhoş halim varsayılan bir durumdu. Fakat zihnim uyanık ve odaklanmıştı. Sanki zihnim ve bedenim iki farklı, ayrı varlıklardı.

 

Yüzlerce yıldır eğitilmiş zihinsel yetilerimle, hiçbir alkol başımı döndürmedi ya da sarhoş hissettirmedi. Bu, sırf denemek için araziden her türlü içkiyi çaldığım yüz yıllık can sıkıntısının eseriydi.

 

“Ha?” Hilal hareket etti. Gözlerimi ovuşturdum. Hayal gördüğümü düşündüm. Tekrar baktım. Hilal gerçekten hareket ediyordu. Ben baktıkça ayın şekli bozuldu ve gökyüzünde çatlaklar belirmeye başladı. “Olamaz…!”

 

Bedenimin titremesine engel olamıyordum. Acaba çaresizlik içinde zihnimin yarattığı bir yanılsama mı diye düşündüm. Gözlerimi ovuşturdum, bir süre kapattım ve tekrar baktım.

 

Yanağıma soğuk bir su damlası düştü. Bu bir rüya, hayal ya da halüsinasyon değildi! Gökyüzündeki çatlaktan birbiri ardına damlalar düştü. Sonunda ilk kez yağmur yağmaya başladı…

 

Hiçbir site ile ortak bir şey yapmıyoruz emek hırsızlarına prim vermeyin ve serilerimizi yalnızca orijinal sitemiz mangacim.com dan okuyun....

Tags: read novel 100 Yıllık Döngü – 003, novel 100 Yıllık Döngü – 003, read 100 Yıllık Döngü – 003 online, 100 Yıllık Döngü – 003 chapter, 100 Yıllık Döngü – 003 high quality, 100 Yıllık Döngü – 003 light novel, ,

Comment