Dark? Switch Mode

100 Yıllık Döngü – 011

All chapters are in 100 Yıllık Döngü (Novel)
A+ A-

 

Dahlia’nın bedenine geçtikten sonra ilk kez insanlarla düzgün bir şekilde konuşuyordum.

 

Hepsinin papağan gibi olduğunu sanırdım. Onlardan her seferinde aynı cevapları aldığımdan bana aynı kelimeleri papağan gibi tekrarlıyorlardı. İnsanların bir kez olsun farklı cevap vermeleri için çaresizce söylediğim, bağırdığım veya fısıldadığım her türlü kelimeyi hatırlıyorum. Bazen haklı olarak bana kızan insanlar oluyordu. Fakat Angel ve Lars gibi hiç kızmayanlar da vardı.

 

“İçkiyi bıraktım.”

 

“Bugün güneş batıdan mı doğdu?”

 

“Gerçekten mi? İçkiyi bırakmam gerçekten o kadar şaşırtıcı mı?”

 

“Evet, zaten kısa süreli bir karar değil mi? Hem, sabah sabah alkol satmaya niyetim yok.”

 

“İçki içmeye geldiğimi söylemedim.”

 

“Alkolünüz bittiği için erkenden çıkmadınız mı?” Görünüşe göre Dahlia bu tür maskaralıklarıyla tanınıyordu. Utanç içinde başımın arkasını kaşıdım. Lars’a bir altın para uzattım.

 

“Bu nedir?”

 

“Hesabım için ödeme.”

 

“Hanımefendi… bir yere mi gidiyorsunuz?”

 

Lars’ı izledim. Angel’dan da aynı tür bir tepki almıştım. Pişmanlıkla iç çektim. “Hakkımı hiç ödemeden senden otlakçılık ettim. Yani, bunun için. Al şunu.”

 

“Ama…”

 

“Lars, kulağa ne kadar inandırıcı gelmese de içki içmeyi ve kumar oynamayı bırakacağım. Düzgün yaşamaya başlamak istiyorum. Bununla başlayasım geldi, tamam mı? Al şunu.”

 

“Ama hanımefendi…”

 

“Sana almanı söylüyorum!” Yumruğumu hafifçe bar masasına vururken konuştum. “Şey… bir altın sizin hesabınızın tamamını ödemeye yetmez, hanımefendi…” Şaşkınlıkla Lars’a baktım.

 

“Tam miktarı hesaplayacak olursam, beş altın sikkeye yakın olmalı…”

 

Gözlerimi devirip yavaşça bar masasına çöktüm ve yanağımı masaya yasladım.

 

“Lars, bana bir bardak portakal suyu verir misin? Hesabıma yaz.”

 

Lanet olsun sana Dahlia! Burada tam olarak ne kadar içtin? İçimden öfkelendim. Lars bir kez bana baktı ve tuhaf, sıcak bir gülümsemeyle mutfağa gitti. Gündüzleri müşterisi olmayan bu boş alan geceleri hareketli bir bara dönüşüyordu. Lars mükemmel bir aşçıydı fakat dahası, arazide satılan en iyi içkileri elinde bulunduran bir alkol düşkünüydü.

 

Yaptığı alkol şöhret kazanarak satıldı. Fiyat arttığında bile insanlar satın almaya devam etti. Bu lanet yerde kimse içkiyi bırakmadı. Demem o ki, Lars işinde iyiydi. Özellikle paraya ihtiyacı yoktu. Ona borcumu ödemek istememin nedeni, zaman büyüsünün içinde bulunduğum her gün benimle ilgilenmiş olmasıydı. Bihaber olduğum Kontes Alshine’ın durumu, Dahlia hakkında dedikodu yapan insanlardan duyduklarımdan ibaretti.

 

Lars, sonunda, bir bardak taze sıkılmış portakal suyuyla geldi. Bana tatlı tatlı gülümsedi. Öğürmek istiyorum.

 

Lars, aileme çok yakındı. Onların aile dostuydu ve gençliğinde sık sık malikâneyi ziyaret ederdi. Aslına bakarsak, benim amcam olabilir.

 

“Elleriniz neden böyle titriyor?” Lars kaşlarını çatarak sordu. Portakal suyundan bir yudum alırken ellerim titremişti. Çatık kaşlarıyla bir hayduttan farksız görünüyordu. Dürüst olmak gerekirse, kendi iyiliği için fazla korumacıydı.

 

“Çünkü bir süredir içki içmiyorum.”

 

“Ne?”

 

“Sana bıraktığımı söylemiştim. Dün içmedim, bu yüzden vücudum biraz alkol için yalvarıyor.” Meyve suyunu yudumladım ve ayağa kalktım.

 

“Bırakma konusunda gerçekten ciddi misiniz?”

 

“Tabii ki! Bunu yüzüncü söyleyişim.”

 

“Hanımefendi, gerçekten bir yere mi gidiyorsunuz? Öbür dünyaya mı gideceksiniz?” Kulağa şaka gibi gelen sözlerin aksine Lars’ın ifadesi ciddiydi. Onu endişeli görünce iç çektim. Angel’a sık sık yaptığım gibi saçlarını okşayamazdım. Bu yüzden bar masasının karşısındaki omzunu rahatlatıcı bir şekilde pat patladım.

 

“Sana dedim, değişiklik olsun diye düzgün yaşamaya çalışıyorum. Sonunda biraz para kazandığımda sana iki katını ödeyeceğim!” Gülümsedim ve o cevap vermeye fırsat bulamadan mekânı terk ettim.

 

***

 

Şafaktan beri çok çalışıyordum. Hiç halim yoktu. Bunun bir diğer nedeni de gece gözümü bile kırpamamam ve bu bedenin dayanıklılık ve gücünün iğrenç olmasıydı. Bu beden yıllardır içki içiyor ve kumar oynuyordu, bu yüzden dayanıklılığı düşüktü. Egzersiz yapmak ve gücümü artırmak için çok uğraşmıştım ancak hepsi boşunaydı.

 

Pişmanlık dolu bir iç çekişle kanepeye yığıldım. Tozlar her yere uçuştu ve bir öksürük nöbetine tutuldum. Şaşırmadım. Bu evde doğal bir şeydi; bu ev her zaman çok tozluydu.

 

Kaichen’in yakında buraya gelebileceğini biliyordum ve ondan önce burayı temizlemem gerekiyordu. Fakat bedenim hareket etmeyi reddetti, kendimi kalkmaya zorladım. Belki de vücudum burada o kadar rahat ve konforlu hissediyordu ki başka bir şey yapmayı reddediyordu.

 

“Ha, neden gerginsin?” Alay ettim. Ama beni neyin rahatsız ettiğini biliyordum. Bugün buluşmayı planladığım insanlara nasıl davranacağım konusunda şüphelerim vardı. Büyü bozulduğunda onlara her zamanki gibi davranabilir miyim? Bu, uzun zamandır her gece yatmadan önce kendime sorduğum bir soruydu. Büyü hakkında hiçbir şey hatırlamıyorlar. Benden başka kimse hatırlamıyor. Her şeyin değiştiğinden habersiz, herkes ertesi güne olduğu gibi devam etti.

 

Peki ya ben?

 

Bir insan yıllarca aynı günü geçirdi. Bu, birini delirtmek için yeterliydi. Ve ben delirmiştim. Buna dayanamadım. Fakat şimdi, akıl sağlığımı geri kazandım. Orijinal romandaki Dahlia aklını kaybetti. Onun bedenine geçtim ve o kadar uzun süre yalnız kaldım ki ben de delirdim. Öyleyse kesinlikle geri dönüşü olmayan bir günah işledim. O döneme ait anılar da solup gitmiş olsa daha iyi olurdu. Hatırlanmak istemedim.

 

Hiçbir site ile ortak bir şey yapmıyoruz emek hırsızlarına prim vermeyin ve serilerimizi yalnızca orijinal sitemiz mangacim.com dan okuyun....

Tags: read novel 100 Yıllık Döngü – 011, novel 100 Yıllık Döngü – 011, read 100 Yıllık Döngü – 011 online, 100 Yıllık Döngü – 011 chapter, 100 Yıllık Döngü – 011 high quality, 100 Yıllık Döngü – 011 light novel, ,

Comment