Karanlık?

100 Yıllık Döngü – 019

All chapters are in 100 Yıllık Döngü (Novel)
A+ A-

 

“Ee? Uzun bir aradan sonra onunla karşılaşmak nasıldı? Gerçekten alkolik mi?”

 

Kaichen, iletişim kanalının diğer tarafından heyecanını gizlemeyen Julius’a baktı.

 

“Evet,” diye kayıtsızca cevap verdi.

 

“Ha-ha-ha!”

 

Dahlia Alshine, İmparatorluk’ta zaten yok olmaya mahkum bir soyluydu. Kendini düzeltmeye bile çalışmamıştı. Kanatları kopmuş bir kuş gibiydi, artık çevresini anlamlandıramıyordu. Kaichen içinse düşüşü sürpriz olmadı.

 

“Onun mahvolduğunu görmek yürek parçalayıcı mıydı? Yoksa tatmin edici miydi?” Julius sordu.

 

“Hiçbir şey hissetmedim,” diye cevap verdi soğukkanlı Kaichen.

 

“Düşünmek istediğin şey olmayasın bu?”

 

“Bana yasak büyüyü araştırmamı emretmediniz mi? Kontes Alshine’a olan ilginiz aşırıya kaçıyor.”

 

“Madem sen ilgileniyorsun, ben de ilgileniyorum. Bu kadar sinirlenme.”

 

Kaichen ‘sinirli’ ve ‘ilgi’ kelimeleri karşısında kaşlarını çattı. Aklından iletişim aracını kapatmak geçiyordu fakat Julius bir prensti, ona bu şekilde saygısızlık edemezdi.

 

“Nasıl hissediyorsun? Aşırıya kaçmıyor musun?”

 

“Ben iyiyim.”

 

“Fazla katlanma eğilimindesin. Aşırıya kaçma. Onun önünde bayılmak istemezsin, değil mi?”

 

Kaichen kaşlarını çattı ve somurttu. Kısa bir iç çekti. Acrab’daki zaman büyüsünü bozmak manasından çok fazla almıştı. Neredeyse ölümcül oluyordu. Julius haklıydı. Dinlenmeye ihtiyacı vardı. Bunu görmezden gelmeye ve araştırmasına devam etmek için Acrab’da kalmaya çalışmıştı fakat…

 

“Emin değilim ancak bu kadar uzun bir süre zaman büyüsünde sıkışıp kaldığı için sanırım onda bir sorun var.”

 

“Delirdi mi?” diye sordu Julius.

 

“Tam olarak öyle değil ama…”

 

Tamamen delirmiş olsaydı daha iyi olurdu, o zaman tüm bunları yaşamak zorunda kalmazdı. Bu iş çok yorucuydu. Kaichen kaşlarını çattı ve yorgun bir şekilde şakaklarına bastırdı.

 

Acrab’dan ayrılalı üç gün olmuştu. Vücudu bir şekilde iyileşiyordu, fakat uzun mesafe seyahat büyüsü kullanması imkânsızdı. Fiziksel durumu bu haldeyken Büyü Kulesine giderse, yerini hedefleyen yaşlı büyücüler onu rahatsız edecekti. Nihayetinde, daha önce hiç kimsenin gitmediği evine gitmek zorunda kaldı. Bu da iyi bir fikir gibi görünmüştü.

 

“Deli değilse eğer, bu rahatlatıcı bir haber değil mi? Ayrıca vücudunu toparlaman da senin için en iyisi.”

 

“İyileşme sürecinde araştırma için Acrab’da kalmak daha iyi olurdu.”

 

“Orada durmak istemediğini söylememiş miydi?”

 

“Biraz… korkmuş görünüyordu.”

 

“Bu gerçekten de tuhaf… tabii zaman büyüsünün içinde sıkışıp kaldığı o yüz yıl içinde bir şey olmadıysa. Bu durum onu, o bölgedeki insanlardan ya da o yerin kendisinden korkar hale getirmiş olabilir.”

 

Kaichen başını salladı. Bu mantıklıydı.

 

Kaichen onu tanıyordu ancak Dahlia, Acrab’da karşılaştıklarında farklı görünüyordu. Hiç de ona benzemiyordu. O gün, titriyordu ve yüzü korkudan çarşaf gibi bembeyaz olmuştu. Bu, ağzında kötü bir tat bırakmıştı. Her zaman gururlu ve kibirli olan o soğuk, siyah gözlerin korkuyla titrediğini görmek çok garipti.

 

Dahlia, ayyaşın teki. Düşmüş bir soylu. Onun bu durumuna gülebilirdi fakat onu bu denli çökmüş görünce, böyle birine gülmek huzursuz ve rahatsız edici hissettirdi.

 

“Sahiden… yüz yılın sahiden geçtiğine emin olamayız,” dedi.

 

“Yalan söylemek için bir sebebi yok, değil mi?” diye sordu Julius.

 

“Bilmiyorum. O, halkını terk edip kaçmaya karar vermiş bir soylu.”

 

“Muhtemelen bir sebebi vardı. Onu çok zorlama, Kaichen. Kişisel duygularının ona bakış açını olumsuz etkileyip etkilemediğinden emin olamazsın.”

 

“Böyle bir şeyi asla yapmadım.”

 

Julius sanki zekice bir espri yapmış gibi güldü. Kaichen sinirlendi ve buluştuklarında kafasının arkasına vurma dürtüsünü dizginledi.

 

O anda, Dahlia uzaktan göründü. Kaichen, söz konusu “kişisel duygular” hakkında hevesle tartışan Julius ile iletişimi kesti. Onunla iletişimi kesme konusunda bir kez geri adım atmıştı. Bu kadarı yeterliydi. Yüzüğü çevreleyen altın ışık kayboldu ve Kaichen hiçbir şey olmamış gibi elindeki deftere baktı. Mırıltı ve hafif adımlarla ona yaklaşan Dahlia, onun tanıdığı kadının tam tersiydi.

 

Kaichen, ağır ve çökmüş gözlerle deftere baktı. ‘Dahlia Alshine’, ‘100 Yıl’ ve ‘Kişilik Değişimi’ sözcükleri gözlerinin önünden geçti.

 

“İyi görünmüyorsun. Hasta mısın?” Küçük bir kız çocuğu, sonsuza dek unutmak istediği hâlâ canlı olan anılarından ona seslendi.

 

“Hain! Beni kandırdın! Soylu…. Neden soylu olmadığını söylemedin? Pislik! Defol git! Git başımdan!”

 

Ne gariptir ki, onunla konuşmayı başlatan da kendisiydi. Önce ona elini uzatmış, sonra da asil kandan olmadığını anlayınca ondan uzak durmuştu. Birlikte geçirdikleri zaman sırf onun statüsü yüzünden paramparça olmuştu. Kaichen, onun küçümseme ve nefret dolu gözlerini asla unutamadı.

 

Onun nasıl bir enkaza dönüştüğünü duyduğunda, Julius’un söylediği gibi tatmin olmuştu. Fakat yine de canı sıkılmıştı. Yasak büyü haberini almanın ardından Acrab’a koştuğunda, Dahlia onu gördüğünde beklenmedik sözler sarf etmişti.

 

Gözleri gecenin içinde parlıyordu ve “Seni ne kadar uzun zamandır beklediğimi biliyor musun?” demişti. Sanki onunla olan tüm geçmişini unutmuş gibiydi.

 

Hiçbir site ile ortak bir şey yapmıyoruz emek hırsızlarına prim vermeyin ve serilerimizi yalnızca orijinal sitemiz mangacim.com dan okuyun....

Etiketler: read novel 100 Yıllık Döngü – 019, novel 100 Yıllık Döngü – 019, read 100 Yıllık Döngü – 019 online, 100 Yıllık Döngü – 019 bölüm, 100 Yıllık Döngü – 019 high quality, 100 Yıllık Döngü – 019 light novel, ,

Yorumlar