Karanlık?

100 Yıllık Döngü – 046

All chapters are in 100 Yıllık Döngü (Novel)
A+ A-

 

“Sorun değil. Yalnızca market alışverişi zaten. Düne göre çok daha iyi hissediyorum. Hem ilacı da alacağım. Çok yakında geri gelirim.” Ceketimi almak için yukarı çıkıp tekrar aşağı indim. Bazı mırıltılar duydum.

 

“Beni arkada mı bırakacaksın?” diye sordu Julius, inanamayarak.

 

“Neden? Bir sorun mu var?” diye karşılık verdi Kaichen, kaşlarını çatarak.

 

“Buraya gelip seni ziyaret etmek adına zaman ayırmak için ne zorluklar çektim ben!”

 

“İşleri halletmesi için Bart’ı geride bıraktığınızı biliyorum.”

 

“Bart’la uğraşmanın ne kadar zor olduğu hakkında bir fikrin var mı?”

 

“İyi o halde, bir süre burada dinlenip geri dönün.”

 

“Ne?! Neden burada olduğumu biliyorsun!”

 

Kavga ettiklerini sanmıştım fakat mutfağa bi’ göz attığımda, Julius’un aslında Kaichen’in kolunu çekiştirip ona yalvardığını gördüm. “Haklı olduğunu, bunun bir tür zehirlenme olduğunu doğruladıktan sonra da bir panzehir yaptığını söylemiştin, değil mi? Buraya gerçekleri bizzat kontrol etmeye ve bilgi toplamaya geldiğimi biliyorsun.”

 

“Düzenleyip gidin. Döndüğümde kontrol ederim.” Kaichen, oturma odasındaki kanepenin üzerine attığı cüppeyi giydi. Gözlerimi tuhaf bir şekilde kırpıştırıp ikisine baktım.

 

Kaichen de bana baktı. “Ne duruyorsun orada? Köye gideceğini söylememiş miydin? Buraya gel.” Ancak o zaman gözler önüne serilen duruma bir anlam verebilmiştim. Julius’a, benimle birlikte köye geleceğini mi söyledi? Julius’u arkada bırakıyordu…?

 

“Öğretmenim, siz de mi benimle markete geleceksiniz?”

 

“İhtiyacım olan şeyleri almaya gidiyorum, böylelikle sen de bana eşlik edebilirsin.”

 

“Benimle gelmenizin nedeni, benim adıma endişelenmiş olmanız değil, değil mi?”

 

“Hayır.”

 

Verdiği cevaba gülümsedim ve yanına gittim. “Öyleyse sorun yok.”

 

Benim sessizce kıkırdadığımı gören Kaichen’in kaşları seğirmişti. Fakat başka bir şey söylemedi. Sanki benden tutmamı ister gibi, elini uzattı. Işınlanma kullanacaktı. Uzattığı eline bakarak, acaba tutmalı mıyım diye düşündüm. Onun yerine cübbesini kaptım. Kaichen’in yüzü sertleşti, ardından Julius, uzattığı elini benim yerime tutunca kaşları da çatıldı.

 

“Ne? Öğretmenim mi? Ben bu konu hakkında hiçbir şey duymadım,” dedi Julius, Kaichen’e takılarak. “Konu nedir peki?” Kaichen kavranan elini kurtarmaya çalışırken Julius, Kaichen’in elini daha da sıkı tuttu.

 

“Evde yapayalnız kalmaktan hoşlanmıyorum, bu yüzden markete gidişinizde size katılacağım,” diye beyan etti Julius, tüm o prens ihtişamıyla. Veliaht Prens kesinlikle kurnaz biri. Gülümsedim. Sanki binlerce yüzü vardı ve duruma göre en çok ihtiyacı olanı seçiyordu.

 

Ne de olsa başroldü, yetenek ve hilelerle doluydu. Buna rağmen, Kaichen’in de rakibinden aşağı kalır yanı yoktu. Çocukluk arkadaşıydılar. Birbirlerini iyi tanıyorlardı.

 

Kaichen kaşlarını çatarak, “Eğer bizi takip etmek istiyorsanız, kendiniz gelin,” dedi. “Ekselansları ile seyahat etmek istemiyorum.” Elini Julius’un kavrayışından kurtardı ve cüppesine yapışan elimi tutarak göz açıp kapayıncaya kadar ışınlandı.

 

Altın ışığın gözlerimin önünde yükselip beni içine çekmesine hazırlıklı değildim. Ancak ışık yükselir yükselmez kaybolmuş, ve Sharatan köyü odak noktası haline gelmişti. Böyle bir şey beklesem bile, yine de çok şaşırmıştım. Tüm kıtadaki en büyük başbüyücü olarak anılmasına şaşmamalıydı.

 

“Öğretmenim, Ekselanslarını öylece bırakabilir miyiz?”

 

“Yanımızda olursa, sadece can sıkıcı şeyler yaşanacak.”

 

“Bana ne olduğuna dair rapor almaya geldi, değil mi? Belki de vücudumu incelemek istemiştir?”

 

“Eğer durum buysa, vücudundan vazgeçecek misin?” Hayır, öğretmenim. Bu kulağa çok yanlış ve garip geliyor. Şaşkınlık içinde soğuk yüzüne baktım.

 

“İnceleme için vücudumu Veliaht Prens’e sunmamı istemiyor musunuz?” diye soruya soruyla karşılık verdim. Yüz ifadesi buz gibi soğuk, fakat altın rengi gözleri neden bu kadar sıcak hissettiriyor? Bakışları daima hoşnutsuzlukla doluydu. Onu bu kadar huysuz yapan şeyin ne olduğunu bilmiyordum.

 

Bundan gerçekten nefret mi ediyor? Az önce sorusuna karşılık olarak bu soruyu sormuştum ancak Kaichen cevap vermedi. Yalnızca ağzının kenarları seğirdi.

 

“Bu mu gerçekten?”

 

“Hayır.”

 

“Vücudumu, incelemesi için Ekselanslarına teslim etmemi istemiyorsunuz, değil mi?”

 

“Neden böylesine saldırgan bir biçimde konuşuyorsun?”

 

“Konuyu ilk siz açmadınız mı?”

 

Yine, buna verecek bir cevabı yoktu. Dilini şaklatıp başka tarafa baktı. Kulakları biraz kızarmış görünüyordu. Yüzünü gözlemledim.

 

“Merak etmeyin,” dedim alaycı bir şekilde, “vücudumu, inceleme için bile olsa, öğretmenim dışında kimseye vermeyeceğim.”

 

“Dahlia!” diye haykırdı.

 

“Emredersiniz, Öğretmenim!” dedim, onu selamlayarak. Ağzını kapattı. Birdenbire Kaichen’in hâlâ elimi tuttuğu aklıma geldi. “Öğretmenim, misofobiniz olduğu bir yalan, değil mi?” diye sırıtarak sordum, tuttuğu elimi göstererek.

 

Kaichen sıkıntıyla elini bıraktı. Ardından elini cübbesinin eteğine silip buz gibi bir bakışla bana baktı.

 

Hiçbir site ile ortak bir şey yapmıyoruz emek hırsızlarına prim vermeyin ve serilerimizi yalnızca orijinal sitemiz mangacim.com dan okuyun....

Etiketler: read novel 100 Yıllık Döngü – 046, novel 100 Yıllık Döngü – 046, read 100 Yıllık Döngü – 046 online, 100 Yıllık Döngü – 046 bölüm, 100 Yıllık Döngü – 046 high quality, 100 Yıllık Döngü – 046 light novel, ,

Yorumlar