Karanlık? Switch Mode

100 Yıllık Döngü – 049

Bütün bölümler içeride100 Yıllık Döngü (Novel)
A+ A-

 

“Ne? Pek sayılmaz. Neden? Ne dediniz? Kızgın görünüyordu.”

 

“Oh, duymadığınız sürece, sorun yok. Sanırım kulübeye kadar yürümeniz gerekecek. Bunun için çok üzgünüm. Sizin için sorun olur mu?”

 

Julius’un benimle konuşma şekline biraz şaşırmıştım. Kaichen’le konuştuğu zamankinden çok farklı hissettiriyordu. Kibar ve resmiydi. Ancak orijinal romanın kahramanı, başkalarını selamlarken resmi konuşurdu. Hem… Julius’un Kaichen’e ne dediğini duymuştum.

 

“Kont Alshine’ın sana bakışı bi’ tuhaf. Öğretmen ve öğrenci arasında anormal bir ilişki. Sen ne düşünüyorsun?” Julius’un Kaichen’a söylediği buydu.

 

Ne demek “tuhaf”? Bunun yüzünden Kaichen benden nefret ederse, sorumluluğu üstlenecek misiniz Bay Ana Karakter? Yeni yeni doğru düzgün konuşmaya başlamıştık. İç çektim. Büyülü çantamı bile yanıma almamıştım. Her şeyi nasıl geri taşıyacaktım?

 

“Eh, yapacak bir şey yok,” dedim, “sanırım gidip bir araç kiralayacağım.”

 

“Ne aldığınızı merak ediyordum. Gördüğüm kadarıyla hepsi yemek pişirmek için. Kaichen’e yemek mi yapacaksınız?”

 

“Iı… bir öğrenci olarak öğretmenime lezzetli yemekler ikram etmeliyim. Aslına bakarsanız, ona hizmet etmek adına her şeyi yapmam karşılığında beni öğrencisi olarak kabul etmesini istediğimi söylemekten utanıyorum.”

 

“Hım.”

 

“Neyse ki yemeklerimi seviyor. Bu sayede geçici öğrencisi olabildim.” ‘Geçici’ kelimesinin altını çizdim.

 

İçinde bulunduğum bu dünya başkahraman Julius’un etrafında dönüyor. Yani, doğal olarak onu memnun etmem ve gözüne girmem gerekiyordu. Bu nedenle ona gülümsedim, ve arkadaşı Kaichen’i göklere çıkarmaya karar verdim.

 

Julius, Kaichen’e sadıktı. Çocukluk arkadaşıydılar. Bu yüzden Kaichen’e iltifat edersem, benim hakkımda olumlu düşünceleri olacağını düşündüm.

 

“Oh… Kaichen hakkında böyle olumlu görüşü olan tek kişi sizsiniz,” dedi Julius, “Genelde insanlar ondan uzak durur, hem bunun için de haklı gerekçeleri vardır. Kimseye pek sıcak davranmaz.”

 

Yüzüme bir gülümseme yapıştırdım. “İnsanların böyle olmasının nedeni, ona yalnızca ihtiyaçları düştüğü için yaklaşmaları” dedim, “Hem reddedince de, onu yargılıyorlar. Ancak ben öğretmenimin çok sıcak bir kalbi olduğunu ve herkese değer verdiğini biliyorum.” Bir araç kiralayıp eşyalarımı yüklerken Kaichen’i övdüm.

 

Julius’un haylazlık dolu bakışlarını göremeyecek kadar yorgundum. Boğazımı nemlendirmek için soğuk bir içecek aldım ve at arabasına atladım. Julius, sakince, beni takip etti.

 

“Kaichen’i sevdiğinizi varsayıyorum?” dedi gizemli bir sesle.

 

Elimdeki içeceği neredeyse düşürüyordum. Julius tıpkı, okulda bazı şeyleri itiraf etmeni sağlamak için diğer sınıftaki çocuk hakkında ne düşündüğünü kasten soran çocuklardan biri gibiydi.

 

Neyse ki içeceği fazla dökmemiştim. Ellerimi silerken, sorusuna ne cevap vermem gerektiğini düşündüm. Aşırı tepki vermemeliyim. Belki de bana Kaichen’i genel bir insanoğlu olarak sevip sevmediğimi soruyordur.

 

“Elbette,” deyip başımı salladım.

 

Julius heyecanla ellerini çırptı. Ancak o zaman Kaichen’in bana ne dediğini hatırladım. “Alaycı”. Sanırım öyleydim. Şu andan itibaren kendi davranışlarım üzerinde düşünmeye karar verdim.

 

Bu iş de halledildikten sonra Julius’un çocukluk hikâyelerini dinlemek zorunda kaldım. Bir süre sonra gına gelmişti. Fakat kim Veliaht Prens’e bunu söylemeye cesaret edebilirdi ki? Çocukluğunun nasıl geçtiğini biliyordum. Sadece Kaichen ile geçirdiği zamanları anlattığında ilgimi çekiyordu, çünkü kitapta bu ayrıntılı olarak anlatılmamıştı.

 

Araç Kaichen’in evine vardıktan sonra araçtan inip iç çektim. “Ekselansları, hikayelerinizi ne kadar sevsem de,” dedim, “bunları taşımam gerekiyor, dolayısıyla dinleyemeyebilirim.”

 

“Oh, bu çocuk oyuncağı,” dedi Julius, “Endişelenmeyin.”

 

Julius parmaklarını oynattı ve mavi büyülü bir ışık belirdi. Işık bavulları çevreledi ve ardından her şey kayboldu. “Ben de bunca zamandır yük aracıyla seyahat etmek gibi bir hobiniz olduğunu düşünüyordum.”

 

Julius güldü. Kaichen’in ona neden bu kadar sinir olduğunu anlayabiliyordum. Onun da Kaichen ile birlikte bir öğrenci olduğunu hatırladım. Güçlü bir büyücüydü. Neşeli ve rahat tavırları herkesi kandırıyordu. Bu adamı hafife almanın hata olacağını fark ettim. Ancak… bizi ışınlayabilir ve bu yolculuktan kurtarabilirdi!

 

Julius şakayla karışık, “Arabaya binip rahatlamak için pek fırsatım olmuyor,” dedi.

 

Dudaklarımdan alaycı bir karşılık süzüldü, fakat bastırdım. Eve girdiğimde, kendimi daha sakin hissettim. Kaichen oturma odasında kitap okuyordu. Julius ile vakit geçirince, kesinlikle Kaichen’i daha çok tercih ederdim.

 

“Öğretmenim!” Onu gördüğüme rahatlamıştım. Julius’un hikâyelerini daha fazla dinlersem, kulaklarımın kanayacağına kanaat getirmiştim. Umarım Kaichen öncesinde yaptığı gibi aniden buradan ayrılmaz. “Öğretmenim, acıktınız mı? Hemen bir yemek hazırlayacağım.”

 

“Ben de! Ben de yemek istiyorum!” diye ekledi Julius.

 

Hiçbir site ile ortak bir şey yapmıyoruz emek hırsızlarına prim vermeyin ve serilerimizi yalnızca orijinal sitemiz mangacim.com dan okuyun....

Etiketler: Novel oku 100 Yıllık Döngü – 049, novel 100 Yıllık Döngü – 049, read 100 Yıllık Döngü – 049 online, 100 Yıllık Döngü – 049 chapter, 100 Yıllık Döngü – 049 high quality, 100 Yıllık Döngü – 049 light novel, ,

Yorum