Karanlık?

Bölüm 12 Issız Bir Adada

All chapters are in Issız Bir Adada
A+ A-

Issız Bir Adada Yakışıklı Kahramanlarla Mahsur Kaldım 

Çeviri: Morta Tilki

 

12. Bölüm

 

‘Lanet.’

 

Hemen arkamı dönüp koşmaya başladım.

Kesinlikle kaçınmam gereken kişiyle, 5. erkek kahramanla karşılaşmıştım.

Adam Kayden Blake Rohde idi, “Hayatta Kalmaktan Daha Önemli Şeyler” romanının kahramanlarından biri.

‘Romanı okurken en beğendiğim adam oydu ama asla yüz yüze karşılaşmak istememiştim çünkü gördüğüm en deli insandı!’

 

Orijinal eserde Margaret’tan en çok nefret edenleri Enoch olsa da en büyük tehdit oluşturan Kayden’dı.

Ki Margaret sonunda Kayden’ın ellerinde ölmüştü. Diğer erkek kahramanlar da bu cinayete karışmıştı ama kararlı bir şekilde onu öldüren Kayden’dı.

 

Sonuçta, hayat gerçekten böyle lanet zamanlamalardan oluşuyor.

 

Kayden’dan kaçabilmek için çalıların içinden çılgınca koştum. Bilmediğim bu alanları hızlıca geçiyordum.

Nereye gittiğimi bilmeden koşmam tehlikeliydi. Vahşi hayvanlara rastlayabilir ya da farkına varamadan bir uçurumdan yuvarlanabilirdim.

Ama düşünebildiğim tek şey ondan kaçmaktı.

 

“Bekle bir dakika!”

 

Arkamdan seslendiğini duydum.

Diğer kahramanlarla karşılaşabileceğimi unutmuş değildim, yine de böyle ani bir karşılaşma şok etkisi yaratmıştı.

 

Sonunda beni yakalamayı başardı ve mücadele ederken birlikte yere yuvarlandık. Üstüme çıkıp iki eliyle beni sabitledi.

 

“Hey, bekle biraz!”

 

Var gücümle mücadele etmem cüppesinden düşen kolyenin elmacık kemiğime çarpmasıyla son buldu.

 

“Ah!”

 

“İyi misin?”

 

Dikkatlice yüzüme baktı.

Ancak o zaman sakinleşip yere düşen kolyeyi elime aldım. Parıldayan güneş şeklinde, metal bir kolyeydi.

Ne kadar ağır olduğunu düşününce, çarptığı yer yaralanmış olabilirdi.

 

Yüzümü inceleyen Kayden, kaşlarını çatıp kafasını yana eğdi.

 

“Seni nerede gördüm?”

 

Bakışlarımı kaçırıp alt dudağımı ısırdım. Bileklerime güç vermeye çalıştım ama beni tutan canavarca kuvveti yüzünden hareket bile edemedim.

 

“Tanıdık geliyorsun.”

 

Uzun süre yüzümü taradı. Korkunç bir havası vardı, belki esrarengiz görünen kırmızı gözleri yüzündendi.

Rahatsız edici sessizlik devam etti.

 

“Ah, üzgünüm. Acıyor mu? Kalk hadi.”

 

Biraz duraksadıktan sonra eğilip kalkmama yardım etti. Elbette kolumu tutmuştu ve gitmeme izin vermiyordu.

 

“Lütfen beni anla. Böyle ıssız bir yerde bir anda aristokrat gibi görünen bir kadına rastlamak… elbette herkese şüpheli gelir.” 

 

Gülümseyerek benden anlayış bekledi.

Mantığını anlıyordum ama sinirliydim de.

Öncelikle, kadın başrolle henüz tanışmışa benzemiyordu. Yalnız gibiydi.

 

çın.

 

Kafasını hareket ettirmesiyle birbirine çarpan küpelerinin sesi duyuldu.

Sağ kulağına baktım. Bu orijinal eserde sık sık bahsi geçen küpeydi.

Çocukken tapınak tarafından kaçırılmış ve deneyler için kullanılmıştı. Küpeleri olmadan büyü gücünü kontrol edemiyordu.

Kaçırılan çocuğun Rohde ailesinin ikinci oğlu ortaya çıktığında halk buna fazlasıyla tepki gösterdi. Ancak Rohde markisi tapınakla bir anlaşma yaptı ve konu öylece kapandı. Tek travmatik kurban Kayden’dı.

Deneyler tapınakta yürütüldü ve ailesi tarafından finanse edildi. Bu geçmiş yüzünden tapınağa da ailesine de kim besliyordu.

O zamanlar Margaret da tapınaktaki ‘Aşk İksiri Deneyi’ni organize ve finanse etmişti. 

Bunun sonucunda Kayden Floné Dükü’nü ziyaret etmeye gelip itirazda bulunmuştu fakat Margaret asla kararından vazgeçmedi ve desteklerini sürdürdü.

Kayden’ın Margaret’a olan nefretini tetikleyen şey bu olaydı.

 

“Bilmiyorum, seni nerede gördüğümü hatırlamıyorum.” Uzun süre sonra gözlerini yüzümden ayırıp etkileyici bir gülümsemeyle konuştu. 

 

Margaret’ın yüzünü hatırlamadığı için şanslıydım.

 

“Ama gerçekten güzelsin.”

 

…böyle bir durumda böyle bir şeyi nasıl söylüyorsun?

Ben olsaydım, muhtemelen ilk ‘Burada benden başka birinin de olduğunu bilmiyordum.’ ‘Sen nasıl buradasın?’ ya da ‘Sen de kimsin?’ derdim. Veya Enoch gibi ‘Suçlu sen misin?’

Ancak Kayden beklediğim soruların hiçbirini sormadı.

 

Gözlerinde soluk bir parıltıyla “Neden kaçtın?” diye sordu.

Çenemi kapalı tutmaya karar verdim. Dikkatini çekmek ya da boş şeyler söyleyerek onu kızdırmak istemiyordum. 

 

“Konuşamıyor musun? Bu garip, bir süre önce çığlık attığını hatırlıyorum.”

 

Bir şekilde konuşmamı istiyordu. Kırmızı gözlerinin delilikle parıldadığını görmekten korkuyordum.

 

‘Enoch gibi vahşileşmeyecek değil mi?’

 

Hikayeden hatırladığım kadarıyla adada uyandığı anda kontrol küpesi kırılıyordu.

Bu yüzden vücudundaki mana arınamıyor ve stabil hale gelemiyordu. Bir anda ateşi yükseliyordu, bazen duygularının kontrolünü ciddi seviyede kaybediyordu.

Ve onu sakinleştirebilen tek kişi Yuanna’ydı. Tabii ki yöntemi, Enoch’un kan gördüğü zamandaki yöntemi ile aynıydı.

 

…şey, şu aşk şeyi olduğu söylenen.

 

Her neyse, Enoch’ta yaptığım gibi bir köpek eğitimi yöntemi mi denesem diye düşünürken kafasını bana doğru eğdi.

 

“Veya benimle konuşmak mı istemiyorsun? İstemiyor olsan da konuşman gerekiyor. Ağzını benim açmama izin verecek misin o halde?”

 

“…ne istiyorsun?”

 

Sonunda konuştum. Soruma hafifçe gülümsedi.

Muhteşem bir görünüşü vardı. Açık saç renginden de olabilirdi ama keskin gözleri eğitilmemiş vahşi bir hayvanınkilere benziyordu. 

Aslında Kayden’ı sevmemin ana sebebi de bakışlarıydı.

 

Gözleri tekrar yüzüme döndü.

 

“Sesin de güzelmiş.”

 

“Her şeyim güzeldir. Ama neden benimle böyle rahat konuşuyorsun?”

 

Soruma kayıtsızca omuz silkerek cevap verdi.

 

“Böylesi daha sıcak. Sen de rahat konuşabilirsin.”

 

Neden sana sıcak davranmam gereksin ki!

Yine de resmi konuşmaya hiç niyeti yok gibiydi.

Çocuksu biri olsa da birbirimizin kimliğinden henüz haberimiz yokken rahat konuşamazdık.

Ama resmiyeti ilk onun bir kenara bıraktığını düşünürsek benim de aynını yapmam adil olmaz mıydı?

 

“Hey, bırak beni!”

 

“İstemiyorum.”

 

Ancak resmi de konuşsam rahat da konuşsam gözünde pek fark yaratmıyor gibiydi.

 

“Ayrıca sana ne kadar bakarsam bakayım… tanıdığım birine fazlasıyla benzediğini düşünüyorum.”

 

Garip bir şeyi inceler gibi titizlikle bana bakmaya devam etti.

Eh, Floné Malikanesi’ne gelip Margaret’ın deneye destek olmayı bırakmasını isteyeli çok olmuştu.

Ve Margaret bu isteği duyduğu anda reddederek yanından ayrılmıştı. Yani yüz yüze oldukları zaman aralığı oldukça kısaydı. Yüzünü hatırlayamaması tuhaf değildi.

 

“Kimsin?”

 

Daha fazla düşünmesinin önüne geçmek için bir soru sordum.

 

“Kayden Blake Rohde.”

 

Bana tekrar o etkileyici gülümsemesini sundu. Gamzelerini görebiliyordum.

 

“Kim olduğumu biliyor musun?”

 

“Hayır.” kararlı şekilde kafamı salladım.

Yüzüme dik dik baktı, kafasını hafifçe yana eğerek gülümsedi, sonra bir anda hareket etmeyi kesti ve doğrudan gözlerime baktı. İçime dolan uğursuz bir hisle gözlerimi kaçırdım.

 

“Ah bekle, şimdi hatırladım. Langridge İmparatorluğu’nun deli genç bir leydisine benziyorsun.”

 

Deli mi? Kiminle konuştuğunu sanıyorsun? Deli olan sensin.

 

“Böyle bir şey söylemenin kabalık olduğunu bilmiyor musun?”

 

“Genç Leydi Floné, sensin değil mi?”

 

Kaşlarımı kaldırıp kafamı sallayarak inkar ettim.

Bu ilginç bir şeymiş gibi gülmeye başladı.

 

Beni tanıyıp anlamamazlıktan gelmiş gibi görünmüyordu. Ancak sonraki sözleriyle tekrar nefesimi tuttum.

 

“Gerçekten mi? Bu rahatlatıcı işte. Çok nefret ettiğim biridir.”

 

Dalga geçerek söylese de duyduklarım kanımı dondurmuştu.

Enoch’un savurduğu tehditlerden farklıydı bu. Kayden beni gerçekten öldürebilecek olanlarıydı.

Endişeli ve tehdit altında hissediyordum.

 

“Hah? Ama…”

 

Hızla kafasını eğip burnunu boynumun arkasına doğru yanaştırdı. 

 

“Vücudunda garip bir şey var.”

 

Sıcak nefesi boynumu gıdıklıyordu. O kadar yakındaydı ki dudakları tenime değiyormuş gibi hissediyordum.

Hiçbir site ile ortak bir şey yapmıyoruz emek hırsızlarına prim vermeyin ve serilerimizi yalnızca orijinal sitemiz mangacim.com dan okuyun....

Etiketler: read novel Bölüm 12 Issız Bir Adada, novel Bölüm 12 Issız Bir Adada, read Bölüm 12 Issız Bir Adada online, Bölüm 12 Issız Bir Adada bölüm, Bölüm 12 Issız Bir Adada high quality, Bölüm 12 Issız Bir Adada light novel, ,

Yorumlar